19 Şubat 2013 Salı



Acı, tanrının kutsal günlüğüme yazdığı katı bir kural gibiyken
Gülmek, edebi bir eserdeki anlatım bozukluğu kadar göze batıyordu yüzümde..

-Batuhan DEDDE

15 Şubat 2013 Cuma



Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini,
Birine yakınlaşmak;"KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,
Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.
Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini,
Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.
Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini
Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...

Ama riskler yaşanmalıdır. 
Çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece  riski göze alabilen kişi hürdür...

Leo F.Buscaglia

12 Şubat 2013 Salı


Neden neden neden?..
Doğru hangisi yanlış hangisi bildiği halde, bile bile nasıl yanlışı seçer/yapar insan.
Sonunu bile bile, nasıl yanlışı yapmak için bu kadar can atar.
Karşısına biri geldiğinde, derdini anlattığında yapılması gerekeni çok rahat söylerken, yapmasını sağlarken neden kendisi için doğru olanı değil de bile bile hep yanlış olanı yapar.
...
Anlatacak, söyleyecek  o kadar çok şey varken  neden konuşamıyorum ben.
Anlatacak o kadar çok şey var ama ben kendimi kendime bile anlatamazken nasıl..
Daha kendi kendimi anlamazken nasıl anlatabilirim ki, anlaşılmayı nasıl beklerim..

Bu kadar tutarsızlığı içinde barındırıp nasıl taşıyabilir  bir insan ya da taşıyabilir mi gerçekten... 

Aslında her şeyi yapabilecek bir güce sahip olduğumu bilirken nasıl oluyor da bu kadar güçsüz hissedebiliyorum..

12/02/2013